Deniz ve Sahil Kirliliğinde Alınan Önlemler:
Deniz kirlenmesini şöyle tanımlayabiliriz; deniz ekosistemine zarar veren, insan sağlığını bozan, balıkçılık da dahil olmak üzere, denizlerdeki faaliyetleri engelleyen, denizin kullanım kalitesini etkileyen ve değerini azaltan madde veya enerjinin insanlar tarafından deniz ortamına doğrudan veya dolaylı olarak bırakılmasıdır.
Denizlerimizde canlı yaşamının sayıca ve türce giderek azalması, kentsel, endüstriyel ve tarımsal atıklardan kaynaklanan deniz kirliliğinin artması kıyısal yapılaşmanın büyümesi ve aşırı avlanmanın önemli sonucudur. Çeşitli yollardan meydana gelen deniz kirliliği, doğal kaynakların sürdürülebilirliği ve insanların geleceği bakımından büyük önem arz etmektedir.
Günümüzde büyük boyutlara ulaşan deniz kirlenmesinin kaynağı büyük oranda kara kökenli kirleticiler olmakla beraber deniz taşımacılığından kaynaklanan kirlilik toplam kirliliğin yaklaşık %10’unu oluşturmaktadır.
Deniz ve sahil kirliliğini önlemek amacıyla Bakanlık olarak çıkartmış olduğumuz yönetmelikler çerçevesinde yapmakta olduğumuz izleme ve denetleme çalışmaları yanı sıra, Ulusal Projeler ile Uluslararası Sözleşmeler kapsamında ülkemiz yükümlülüklerinde yer alan kirlilik izleme projeleri süreklilik arz etmektedir.Bu çalışmalar aşağıda yer almaktadır.
Deniz Çevresinin Petrol Ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale Ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun:
5312 sayılı Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanunun uygulanmasına ilişkin olarak çıkartılan yönetmelikler kapsamında “ Kasten veye Kaza Sonucu Oluşan Deniz Kirliliğinin Önlenmesinde Uluslararası İşbirliğinin Oluşturulması” isimli 2850/2000/ EC Sayılı Avrupa Birliği Direktifinin Türk Mevzuatı uyumlaştırılması çalışması yapılmaktadır. Kanunun uygulanmasına ilişkin olarak 21 Ekim 2006 tarih ve 26326 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanunun Uygulama Yönetmeliği” kapsamında çalışmalara başlanmıştır.
Gemilerden Atık Alınması Ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği:
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından hazırlanan bu Sözleşmenin iki temel amacı; denizlerin petrol, zehirli sıvılar, ambalajlı zararlı maddeler, pis sular ve çöpler ile kasıtlı kirletilmesinin önlenmesi ve gemilerin neden olduğu kaza sonucu doğabilecek deniz kirlenmesinin en aza indirilmesidir. Bu amaca yönelik olarak ülkemizde atık kabul tesisleri konusunda yeterli bir ulusal politikanın oluşturulması amacı ile Bakanlığımız koordinasyonunda Ulaştırma Bakanlığı ile birlikte “Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” hazırlanmış ve 26.12.2004 tarih ve 26582 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte lisanslı atık kabul tesisleri atık alımı işlemlerini MARPOL 73/78’ de belirtilen standartlarda yapmaya başlamışlardır.
Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği:
76/160 sayılı Yüzme Suyu Direktifi ile ulusal mevzuatın uyumu çerçevesinde Sağlık Bakanlığı ile koordineli olarak hazırlanan “Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği” 09.01.2006 tarih ve 26048 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu Yönetmeliğin amacı, insan sağlığını ve çevreyi korumak üzere, yüzme ve rekreasyon amaçlı kullanılan suların kalitesini belirlemek ve bu suların başta mikrobiyolojik olmak üzere her türlü kirletici ile kirlenmesinin engellenmesini sağlamaktır.
ULUSAL VE ULUSLARARASI PROJE ÇALIŞMALARI
Karakökenli Kirleticilere İlişkin Ulusal Eylem Planı Hazırlanması Projesi:
Ülkemiz denizleri, kıyı alanlarında yoğunlaşan kentleşme, kara ve denizde gerçekleştirilen turizm faaliyetleri, kıyı bölgelerinin sunduğu imkanlar nedeniyle hızla artan endüstriyel faaliyetler deniz taşımacılığı ve iç bölgelerden yüzeysel sular vasıtasıyla gelen evsel ve endüstriyel kirlilik gibi çeşitli kaynaklardan kirlenmeye maruz kalmaktadır. Kirlenmenin kontrol altına alınabilmesi için tedbirlerin belirlenmesi amacıyla öncelikle kirlilik yaratan kaynaklar ile bu kaynakların kirlilik yükünün belirlenmesi gerekmektedir.
Bu amaçla, Ülkemizin de taraf olduğu Akdeniz’in Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgesinin Korunması (Barselona) Sözleşmesi ve Ek’ i Kara Kökenli Kaynaklar (LBS) Protokolü’nün 5nci maddesi ile söz konusu protokolün amacına ulaşabilmesi amacıyla eylem planları, programları ve önlemleri, uygulama zaman çizelgeleri ve önceliklerinin tüm taraf ülkeler için aynı standartlarda belirlenmesi amacıyla kabul edilen Stratejik Eylem Programı (SAP) gereğince “Kara Kökenli Kirleticilere İlişkin Ulusal Eylem Planı” hazırlanması çalışmaları 1997 yılından bu yana Bakanlığımız koordinatörlüğünde ilgili kurum ve kuruluşların katılımı ile tamamlanmıştır.
Bakanlığımız koordinatörlüğünde TÜBİTAK-MAM ve İTÜ Mühendislik Fakültesi Öğretim görevlilerinden oluşan bir grup tarafından yürütülmüş olan “Kara Kökenli Kirleticilere İlişkin Ulusal Eylem Planı Hazırlanması Projesi” çerçevesinde ilk aşamada 2001 yılında Akdeniz’e ve 2002 yılında Ege Denizi’ne kıyısı olan 11 havzada çalışmalar yürütülmüştür. Bu havzalar DSİ’nin drenaj sahaları itibariyle Türkiye’yi böldüğü 26 havzadan Akdeniz’e ve Ege'ye kıyısı olan Batı Akdeniz, Antalya, Doğu Akdeniz, Seyhan, Ceyhan, Asi, Kuzey Ege, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Meriç-Ergene havzalarıdır.
MED-POL Uzun Süreli Bilimsel Araştırma ve İzleme Projesi:
Akdeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması (Barselona Sözleşmesi) ve Ek’i Protokolleri gereğince Akdeniz’e kıyıdaş ülkeler tarafından deniz kirliliği izleme programlarına paralel olarak ülkemizde de çalışmalar 1983 yılından bu yana sürdürülmektedir. Proje, Ege ve Akdeniz Havzasını kapsamaktadır. Ülkemiz denizleri, kıyı alanlarında yoğunlaşan kentleşme, kara ve denizde gerçekleştirilen turizm faaliyetleri, kıyı bölgelerinin sunduğu imkanlar nedeniyle hızla artan endüstriyel faaliyetler deniz taşımacılığı ve iç bölgelerden yüzeysel sular vasıtasıyla gelen evsel ve endüstriyel kirlilik gibi çeşitli kaynaklardan kirlenmektedir. Kirlenmenin kontrol altına alınabilmesi için tedbirlerin belirlenmesi amacıyla denizlerimizin kirlilik durumu, kirliliğin zamana bağlı olarak gösterdiği değişim ve kirlilik yaratan kaynakların kirlilik yükünün belirlenmesi gerekmektedir. Proje 2006 yılında da devam ettirilecektir.
Karadeniz Kirlilik İzleme Projesi:
Proje Karadeniz Stratejik Eylem Planı çerçevesinde taraf olduğumuz Bükreş Sözleşmesi kapsamında yürütülmektedir. Karadeniz’in mevcut kirlilik durumunun tespitinin yanı sıra Karadeniz’de kirliliğe neden olan kara kökenli kirleticilerin alıcı ortamlarındaki konsantrasyonlarının herhangi bir zamandaki artma veya azalma eğiliminin tespit edilmesi ve kirleticilerin ekonomik önemi olan biyolojik organizmalarda da izlenmesi ile besin zincirindeki etkiler de ortaya konabilecektir.
İzleme frekansları tüm Karadeniz boyunca en batıda İğneada’dan Hopa’ya kadar tüm kıyı şeridini içermektedir. Bu kapsamda toplam 21 nokta belirlenmiş ve bu 21 noktanın 20 m, 50 m ve 100 m kontorlarına dikey hat halinde istasyonlar yerleştirilmiştir. Bu şekilde çalışma toplam 63 istasyonu kapsamaktadır. İlave olarak Tuna Nehri’nin Karadeniz’e ve İstanbul Boğazı, dolayısı ile Marmara Denizi’ne olan etkilerinin tespiti için aylık olarak K0, mevsimsel olarak K1 ve K3 istasyonlarında da çalışmalar yürütülmektedir
Karadeniz Ekosisteminin Yeniden Kazanılması Projesi:
Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi (Bükreş Sözleşmesi) çerçevesindeki GEF destekli “Karadeniz Ekosisteminin Geri Kazanımı Projesi” adlı bölgesel proje başlatılmış olup; projenin uzun vadeli amacı, Karadeniz ekosistemini 60’lı yıllardaki duruma getirmek için tehlikeli maddeler ile besin değerlerinin azaltılmasına yönelik tedbirlerin alınmasıdır. Orta vadeli amacı ise 1997’de ölçülen nitrojen ve fosfor değerlerinin aşılmaması için acil önlemlerin alınması olarak değerlendirilmiştir
Mersin Erdemli Belediyeler Birliği Sahil Bandı Altyapı Projesi Fizibilite Çalışmaları
Bakanlığımızın koordinasyonu ile, “İçel Sahil Bandı Belediyeleri Pissu Katı Atık Hizmetleri Birliği (Erdemli/İÇEL) Sahil Bandı Altyapı Projesi Fizibilite Çalışmaları” için Birlik ile UNEP/MAP Koordinasyon Birimi arasında bir Anlaşma Mektubu imzalanmış olup, çalışmalar tamamlanma aşamasındadır.
Mavi Bayrak Projesi:
Mavi Bayrak, Çevre Eğitim Vakfı (FEE) koordinatörlüğünde deniz suyundan alınan numunelerin analizlerine göre, belirlenen kriterlere uygunluğunun tespiti sonucunda plaj ve marinalara verilen uluslararası bir çevre ödülüdür. Türkiye Çevre Eğitim Vakfı, Turizm Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı tarafından ortaklaşa yürütülen bir projedir. 2005 yılında 192 plaj ve 14 marina Mavi Bayrakla ödüllendirilmiştir.
Anadolu Su Havzaları Rehabilitasyon Projesi:
2006 - 2011 yılları arasında Karadeniz’e deşarj olan Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirleriyle taşınan ve tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan besin kirliliğinin azaltılmasına yönelik yapılan GEF kaynaklı bir projedir.İyi Tarımsal Uygulama Rehberinin hazırlanmasıyla AB’ye uyum için gerekli olan politik ve kurumsal yapının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır.
Proje Uygulama Alanı olarak, Amasya, Tokat, Çorum ve Samsun illeri seçilmiştir.
Kirletici Salınım ve Taşınım Kaydı Projesi (PRTR):
PRTR bir çevresel veri tabanı veya potansiyel zararlı salınım veya arıtma veya bertaraf için uzaklaştırılan atık gibi havaya, suya ve toprağa taşınım envanteridir. Sabit kaynaklardan PRTR için veri toplamaya ek olarak, PRTR’ler tarım ve ulaşım faaliyetleri gibi yaygın kaynaklardan salınım tahminlerini de içerecek şekilde tasarımlanır. Akdenize kıyısı olan ülkemizde İzmir ilinde PETKİM ve MSA pilot sektör olarak seçilmiş olup; bu sektörlerde kullanılan ve dışarıya salınan kimyasallar için PRTR sisteminin uygulanmasını amaçlamaktadır.
Marmara Denizi Çevre Mastır Planı ve Yatırım Stratejileri Projesi (MEMPIS):
01.02.2005 tarihinde 2.414.000 Avroluk (Tamamı hibe yoluyla Avrupa Yatırım Bankası tarafından karşılanacaktır.) “Marmara Denizi Çevre Master Planı ve Yatırım Stratejileri Projesi” çalışmalarına başlanmıştır. Çalışma alanı Marmara Denizi’ni ve Marmara Denizi’nin etkileşim içerisinde olduğu havza ve bölgeleri (İstanbul, Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Yalova ve Kocaeli) kapsamaktadır. Marmara Havzası Çevre Master Planı Ve Yatırım Stratejileri Projesinin Marmara Denizi Havzasında çevre kirliliğinin önlenmesi ve AB direktiflerine bağlı olarak yapılacak yatırım ihtiyaçlarının belirlenmesini sağlayacak bir master plan olması sebebiyle önemi büyüktür
Çevre Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
1. 09.08.1983 tarih ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun değişik 9.maddesinin (h) bendinin ikinci paragrafında, “…denizlerde yapılacak balık çiftlikleri, hassas alan niteliğindeki kapalı koy ve körfezler ile doğal ve arkeolojik sit alanlarında kurulamaz….” ibaresi ile birlikte, aynı Kanunun 2. maddesi ile “hassas alan” “ötrofikasyon riski yüksek olan ve Bakanlıkça belirlenecek kıyı ve iç su alanlarını” kapsayacak şekilde tanımlanan alanlarda faaliyet gösteren balık çiftlikleri için, Kanunun geçici 2.maddesinde; 2872 sayılı Çevre Kanununun 9 uncu maddesinin (h) bendine aykırı tesisler, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde kapatılır hükmü getirilmiştir.
2. 2. Kanunun “İzin alma, arıtma ve bertaraf etme yükümlülüğü” başlıklı 11. maddesi ile; Liman, tersane, gemi bakım-onarım, gemi söküm, marina gibi kıyı tesislerine, gemilerde oluşan petrollü, yağlı katı atıklar ve sintine, kirli balast, slaç, slop gibi sıvı atıklar ile evsel atıksu ve katı atıkların alınması, depolanması, ile ilgili atık kabul tesisi yapma, atıkların taşınması ve bertaraf edilmesi veya ettirilmesi yükümlülüğü getirilmiştir. Maddede belirtilen tesislerin, kurmak zorunda oldukları tesisler ile söz konusu atıkların depolanması, taşınması ve bertaraf edilmesi ile ilgili Yönetmelik 26.12.2004 tarihi ve 25682 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, yönetmelik hükümlerine göre limanlarda kurulan atık kabul tesisleri lisanslandırılmaktadır.
Yönetmelik hükümlerine göre atık kabul tesisi kurmayanlar ile kurup da çalıştırmayanlar hakkında idari para cezası uygulanacağı husus da kanunun 20 madde (f) bendinde ayrıca belirtilmiştir.
3. İdari nitelikteki cezalar kanunun 20. maddesinde belirtilmekte olup, Kanunda öngörülen yasaklara ve sınırlamalara aykırı olarak ülkenin egemenlik alanlarındaki denizlerde ve yargılama yetkisine tâbi olan deniz yetki alanlarında ve bunlarla bağlantılı sularda, tabiî veya sunî göller ve baraj gölleri ile akarsularda; gemilere verilecek cezalar söz konusu maddenin (ı) bendinde belirtilmiştir.
Bu cezaların uygulanması ile ilgili olarak; ülkenin egemenlik alanlarındaki denizlerde ve yargılama yetkisine tabi olan deniz yetki alanlarında 2872 sayılı Çevre Kanununun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi; Bakanlığımızca yayımlanan 21 Haziran 2006 tarih ve B.18.0.ÇYG.0.06.00.01-010.06.02-7174 sayılı genelge(2006/13) ile
a) Denizcilik Müsteşarlığı, Bölge Müdürlüğü bağlısı Liman Başkanlıklarına,
b) Sahil Güvenlik Komutanlığı, Bölge Komutanlığı bağlısı Bot Komutanlıklarına,
c) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Çevre Koruma ve Geliştirme Daire Başkanlığına,
d) Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Çevre Koruma Daire Başkanlığına,
e) Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Çevre Koruma Daire Başkanlığına,
f) Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Çevre Sağlığı Daire Başkanlığına,
devredilmiştir